50,1421$%0,20
55,9072€%-0,62
66,9923£%-0,68
6.556,39%-0,60
10.791,00%-0,41
42.993,00%-0,40
4.065,24%-0,82
%
06:08
İSTANBUL (AA) – GÜLSELİ KENARLI
Uluslararası Doğayı Koruma Birliği (IUCN), dünyanın en kapsamlı tür değerlendirme sistemi olan Kırmızı Liste’yi güncelleyerek yeşil deniz kaplumbağalarının “nesli tükenme tehlikesi altındaki türler” kategorisinden çıkarıldığını duyurdu. Onlarca yıl süren uluslararası koruma çalışmaları meyvesini verdi; tür artık “en az endişe duyulan” grupta.
Ekim ayında Abu Dabi’de düzenlenen Dünya Koruma Kongresi’nde açıklanan güncellemeye göre IUCN Kırmızı Listesi artık 172 bin 620 türü kapsıyor. Bunlardan 48 bin 646’sı hâlâ risk altında bulunuyor.
Yeşil deniz kaplumbağası (Chelonia mydas) ise 1970’lerden bu yana yürütülen izleme ve koruma çabaları sayesinde küresel ölçekte yüzde 28 oranında artış gösterdi. Tropikal ve subtropikal sularda yaşayan türün birçok bölgedeki alt popülasyonlarında tehditler sürse de genel nüfus artışı kriterleri karşılandığı için listede seviye yükseltti.
WWF-Türkiye Deniz, Biyoçeşitlilik ve Orman Programları Grup Müdürü Ayşe Oruç, IUCN kararını değerlendirerek şu ifadeleri kullandı:

“Farkındalığın artmasıyla deniz kaplumbağaları koruma çalışmalarının odağına yerleşti. Ancak biyoçeşitliliğe yönelik tehditler halen devam ediyor. Bu nedenle güçlü işbirlikleri kurarak birlikte hareket etmemiz, her zamankinden daha önemli.”
![]()
Oruç, türün uzun ömürlü yapısı nedeniyle hem kıyısal hem de denizel habitatlara bağlı yaşadığını, bu nedenle koruma çalışmalarının çok yönlü ele alınması gerektiğini belirtti.
Oruç, popülasyondaki iyileşmeyi sağlayan temel faktörleri şöyle sıraladı:
Bölgesel, ulusal ve uluslararası koruma yasalarının güçlendirilmesi,
Uzun dönemli tür koruma planlarının hazırlanması ve uygulanması,
Düzenli veri toplama ve izleme programları,
Kumsallarda sürdürülen kesintisiz yuva ve yavru koruma çalışmaları,
Balıkçılıkta seçici av araçlarının geliştirilmesi,
Kamuoyunda artan farkındalık.
Örneğin Güney Atlantik’te 1950’lerde Ascension Adası’nda başlayan çalışmalar, türün Brezilya’ya yaptığı uzun mesafeli göçleri ortaya çıkardı ve bu koruma modeli dünyaya örnek oldu.

Oruç, türün listeden çıkmasının sevindirici ancak sürecin hâlâ hassas olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Küresel iklim değişikliği, kumsallardaki yapılaşma, plastik kirliliği ve kontrolsüz balıkçılık gibi tehditler devam ediyor. Kalkınma planlarında biyoçeşitlilik mutlaka hesaba katılmalı.”
Barselona Sözleşmesi kapsamındaki Akdeniz Deniz Kaplumbağalarının Korunması İçin Eylem Planı doğrultusunda Türkiye’nin 2009’da ulusal tür koruma planını hazırladığını hatırlatan Oruç, yerel işbirliğinin öneminin altını çizdi.
WWF-Türkiye ve Tarım ve Orman Bakanlığı’nın, Adana Akyatan Yaban Hayatı Geliştirme Sahası’nda 20 yıldır kesintisiz yeşil deniz kaplumbağası izleme çalışmaları yürüttüğünü belirten Oruç:
“Deniz kaplumbağaları Doğu Akdeniz kıyılarında yoğun şekilde yuvalanıyor. 15 Mayıs–15 Eylül döneminde Mersin, Adana ve Hatay sahillerinde tüm paydaşların desteği büyük önem taşıyor.”
dedi.
Oruç, vatandaş bilimi yaklaşımıyla binlerce gönüllünün dünya çapında koruma çalışmalarına katkı verdiğini, aynı kültürün Türkiye’de daha fazla güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Sivas’ta Zincirleme Kaza: Tır ve 3 Otomobil Çarpıştı
Web sitemizi kullanarak, çerezleri kabul etmiş olursunuz. Çerezler, site deneyiminizi geliştirmek, içerik ve reklamları kişiselleştirmek ve trafiği analiz etmek amacıyla kullanılmaktadır. Daha fazla bilgi için lütfen Çerez Politikamız sayfasını ziyaret edin.